Ağzından insan sözünü hiç düşürmeden, sokak köşelerinde, dünyanın bütün köşelerinde insanları katleden bu Avrupa’yı bir kenara bırakalım… Avrupa’nın yaratamadığı bütünlüklü insanı biz yaratmaya çalışalım… Avrupa için, kendimiz için, insanlık için yeni bir başlangıç yapmalı yeni bir düşünce tarzı geliştirmeli, yeni bir insan yaratmaya çalışmalıyız….

Frantz Fanon 1961 yılında, Cezayir’in bağımsızlığını görmeden, 36 yaşında, lösemi tedavisi esnasında, ölüm döşeğinde kaleme aldığı ‘Yeryüzü’nün Lanetlileri’ kitabını bitirirken Afrikalılara bu çağrıyla sesleniyordu. Cumhurbaşkanımızın Cezayir, Gambiya ve Senegal’e yaptığı ziyaretler esnasında hep bu çağrı kulaklarımda çınladı. Bu gezilerde Cumhurbaşkanımız, hükümet üyeleri ve bürokratlar muhataplarıyla görüşmeler yaparken biz de basın olarak şehre, hayata dair gözlem yapma imkanı buluyoruz. Fanon haklıydı, şehre şöyle bir baktığınızda bile Cezayir’in içindeki, Fransa, Fransa’nın içindeki Cezayir, sömüren ve sömürenin ikisinde birlikte ortaya çıkan patolojilerin izleri hala görülüyordu. Fanon’un bir psikiyatrist, bir entelektüel bir yazar olarak teşhis ve tesbitleri adeta kehanet gibi gerçeklemiş, öngörüleri tezahür etmişti. Sömürgecilerin oluşturduğu tahribat bağımsızlık ile bitmemiş; bağımsızlık kazanılmış ama kurtuluş gerçekleşmemişti. Çükü tahribatın giderilmesi için değişim değil dönüşüm gerekiyordu.

Cezayir, Fransızların 150 yıllık sömürüsünden şanlı bir bağımsızlık mücadelesiyle kurtulmuştu. Fanon bu mücadelede aktif rol alması nedeyle Fransa tarafından düşman ilan edilmiş, ölümün ardından yayınlanan kitap toplatılmış ve yasaklanmıştı. Cezayir Afrika’ya ilham vermiş öncülük etmiş bir ülkeydi. Tarihi kayıtlar, bu savaşta 1,5 milyon Cezayirli’nin öldüğünü söylerken Cezayir Cumhurbaşkanı Abdülmecid Tebbun, Cumhurbaşkanımıza 5,5 milyon Cezayirli’nin bağımsızlık savaşında öldürüldüğünü söylüyordu. 5,5 milyon, küçük bir Avrupa ülkesinin tüm nüfusu kadar insan Fransa’dan kurtuluş için canını feda etmişti.

Cezayir petrol kaynaklarıyla zengin ve güçlü ordusuyla bölgede Mısır’dan sonra en etkili ikinci ülke. Bağımsızlık savaşında başlayan Rusya ile sıcak ilişkiler bugün de güçlü olarak devam ediyor. Ordu silahlarını Rusya’dan alıyor. Yöneticilerin büyük bölümü Rusya’da eğitim görmüş. Ülke doğal kaynaklar itibarıyla zengin olsa da bu zenginlik halkın hayatına yansımıyor. Fransa dili ve kültürüyle bölgede etkisini sürdürüyor. Fransa üzerinden Amerika Rusya ile burada karşılaşıyor. Özetle Cezayir, içinde saklı bir çok unsurla bölge dengeleri açısından büyük önem taşıyor.

Cezayir’in yorgunluğu sokaklarda da görülüyor. Cezayir bağımsızlığını kazandıktan sonra 1988’de bir iç savaş, ardından 2001’de büyük gösterilerle isyanlar yaşadı. O günden sonraki en büyük protesto gösterilerinden ise daha yeni çıktı. Cezayir Hareketi anlamına gelen “Hirak” gösterileri 2019 yılının tamamına yansıdı. Başlangıçta protestocular Abdülaziz Butefilka’nın beşinci dönem adaylığını geri çekmesini ve Başbakan’ın istifa etmesini istedi. Daha genel olarak da toplu olarak hükümette büyük çaplı ev temizliği çağrısında bulundular. Bu gösterilerde afişlerde yer alan bazı sloganlar halkın Fransızlara olan tepkisini de dile getiriyordu. “Fransa, Cezayir bağımsızlığını ele geçirirse Eyfel kulesini inşa etmek için kullandığı metal için tazminat talep edeceğinden korkuyor.” “Allo Allo

Macron, Kasım ‘54 torunları geri döndü”... “Fransa değil, karar veren insanlar!” “Macron, sarı yeleklerinizle ilgilenin” ve “Elysée, dur! 1830 değil, 2019.” Kadınların protestolardaki aktif rolü de dikkat çekti. Bu protestolarda genç kuşağın iş ve ev talepleri öne çıktı. Konut meslesi Cezayir’in önemli sorunları arasında yer alıyor.

12 Aralık seçimlerinin ardından Cezayir duruldu, yeni bir hükümete kavuştu. Ocak 2020’nin ilk haftasında, seçilen yeni cumhurbaşkanı Abdülmecid Tebbun, Abdülaziz Djerad’ı başbakan olarak atadı. Halka bir çok söz verildi. Sokaklarda konuştuğumuz halkın yeni Cumhurbaşkanı Tebbun’dan beklentileri büyük! “Fransa’nın ülkeden el çekmesinin mümkün olmayacağına” söylese de yeni hükümetin başarabileceğine inanmak istiyor. Bu şartlarda gittiğimiz, yeni bir inşa aşaması yaşayan Cezayir’e Türkiye Cumhurbaşkanı başkanlığında yapılan ziyaret büyük önem taşıyor. Sokaklarda Türkiye ve Tayyip Erdoğan muhabbeti her yerde görülüyor. Casbah’da dolaşırken girdiğimiz atölyelerde, dükkanlarda Türkiye’den geldik der demez “Erdoğan, bizim kalbimizde” sözleri duyulmaya başlıyor. Bölgede Türkiye imajı iki pozitif atıfla, Osmanlı dönemi ve Erdoğan liderliğinde başarı hikayeleriyle biliniyor seviniliyor. Buna bir üçüncü etken olarak Türk dizilerini eklemek gerekiyor. Türk oyuncuları burada olduğundan daha çok oralarda tanınıyor. Casbah’ta yolda karşılaştığımız iki genç kız bize Türkçe cevaplar verince çok şaşırdık. Dizilerden Türkçe öğrenmişler.

İşin bir de Avrupa boyutu var elbette. Yine Fanon Avrupa’nın Cezayir savaşını ve Afrika kıtasındaki insanları yok hükmünde kabul etmesinin mümkün olmayacağına dikkat çekmişti. Bu unutuşun Fransa’da göçmen sorunu ya da yeni ırkçılık patlamaları biçimlerinde geri döndüğünü biliyoruz. O’na göre “Cezayir’in unutulması fay kırıklarından birisinin unutulmasıdır…

YENİŞAFAK GAZETESİ(ALINTI)

Yorumlar

Henüz yorum yapılmadı.

Yorum Yaz


En fazla 500 karakter. 500 karakter kaldı.